HAYATTAN HERSEY

76-el-İNSÂN SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 14:20:00

76-el-İNSÂN Mekke'de veya Medine'de nâzil olduğuna dair rivayetler vardır; 31 (otuzbir) âyettir. Adını ilk âyetinde geçen "el-insân" kelimesinden almıştır. "Hel etâke", "ed-Dehr", "el-Ebrâr" ve "el-Emşâc" isimleri ile de anılır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi? 2. Gerçek şu ki, biz insanı katışık bir nutfeden (erkek ve kadının dölünden) yarattık; onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık. 3. Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör. 4. Doğrusu biz, kâfirler için zincirler; demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık. 5. İyiler ise, kâfûr katılmış bir kadehten (cennet şarabı) içerler. 6. (Bu,) Allah'ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır. 7. O kullar, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler. 8. Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler. 9. "Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz." 10. "Biz, çetin ve belâlı bir günde Rabbimizden (O'nun azabına uğramaktan) korkarız" (derler). 11. İşte bu yüzden Allah onları o günün fenalığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir. 12. Sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve (cennetteki) ipekleri lütfeder. 13. Orada koltuklara kurulmu... Devamı

75-el-KIYÂME SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 14:18:00

75-el-KIYÂME Mekke'de nâzil olan bu sûre, 40 (kırk) âyettir. Adını, ilk âyetinde geçen "el-kıyâme" kelimesinden almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Kıyamet gününe yemin ederim. 2. Kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse yemin ederim (diriltilip hesaba çekileceksiniz). 3. İnsan, kendisinin kemiklerini biraraya toplayamayacağımızı mı sanır? 4. Evet, bizim, onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter. 5. Fakat insan önündekini (kıyameti) yalanlamak ister. 6. "Kıyamet günü ne zamanmış?" diye sorar. 7. İşte, göz kamaştığı, 8.Ay tutulduğu, 9.Güneşle ay biraraya getirildiği zaman! 10. O gün insan, "Kaçacak yer neresi!" diyecektir. 11. Hayır, hayır! (Kaçıp) sığınacak yer yoktur! 12. O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur. 13. O gün insana, ileri götürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir. 14. Artık insan, kendi kendinin şahididir. 15. İsterse özürlerini sayıp döksün. 16. (Resûlüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma. 17. Şüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir. 18. O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et. 19. Sonra şüphen olmasınki, onu açıklamak da bize aittir. 20. Hayır! Doğrusu siz, çarçabuk geçeni (dünya hayatını ve nimetlerini) seviyorsunuz da, 21. Ahireti bırakıyorsunuz. 22. Yüzler vardır ki, o gün ışıl ış... Devamı

74-el-MÜDDESSİR SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 14:17:00

74-el-MÜDDESSİR Mekke'de nâzil olmuştur; 56 (ellialtı) âyettir. Sûre, adını ilk âyetindeki "el-müddessir" kelimesinden almıştır. "Müddessir", örtüsüne bürünen, sarınan demektir. Hz. Peygamber'e hitap eden ilk âyet, Müzzemmil sûresinden önce nâzil olmuştur. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Ey bürünüp sarınan (Resûlüm)! 2. Kalk, ve (insanları) uyar. 3. Sadece Rabbini büyük tanı. 4. Elbiseni tertemiz tut. 5. Kötü şeyleri terket. 6. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma. 7. Rabbinin rızasına ermek için sabret. 8. O Sûr'a üfürüldüğü zaman var ya, 9. İşte o gün zorlu bir gündür. 10. Kâfirler için (hiç de) kolay değildir. 11. Tek olarak yarattığım, kimseyi bana bırak, 12. Kendisine geniş servet verdim, 13. Göz önünde duran oğullar (verdim), 14.Kendisine bir döşeyiş döşedim. 15. Üstelik o (nimetlerimi) daha da arttırmamı umuyor. 16. Asla (ummasın)! Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır. 17. Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım! 18. Zira o, düşündü taşındı, ölçtü biçti. 19. Canı çıkasıca, ne biçim ölçtü biçti! 20. Sonra, canı çıkasıca tekrar (ölçtü biçti); nasıl ölçtü biçtiyse! 21. Sonra baktı. 22. Sonra kaşlarını çattı, suratını astı. 23. En sonunda, ki... Devamı

73-el-MÜZZEMMİL SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 14:15:00

73-el-MÜZZEMMİL Mekke'de nâzil olmuştur; 10, 11 ve 20. âyetlerinin Medine'de nâzil olduğu rivayet edilmiştir. 20 (yirmi) âyettir. Sûre, adını, ilk âyetindeki "el-müzzemmil" kelimesinden almıştır. "Müzemmil" örtünüp bürünen demektir. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Ey örtünüp bürünen (Resûlüm)! 2. Birazı hariç, geceleri kalk namaz kıl. 3. (Gecenin) yarısını (kıl). Yahut bunu biraz azalt. 4. Ya da bunu çoğalt ve Kur'an'ı tane tane oku. 5. Doğrusu biz sana (taşıması) ağır bir söz vahyedeceğiz. 6. Şüphesiz gece kalkışı, (kalp ve uzuvlar arasında) tam bir uyuma ve sağlam bir kıraata daha elverişlidir. 7. Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var. 8. Rabbinin adını an. Bütün varlığınla O'na yönel. 9. O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka ilâh yoktur. Öyleyse yalnız O'nun himayesine sığın. 10. Onların (müşriklerin) söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayrıl. 11. Nimet içinde yüzen o yalancıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver. 12. Hiç şüphesiz bizim nezdimizde (onlar için hazırlanmış) boyunduruklar, yakıcı bir ateş, var. 13.Boğazdan geçmez bir yiyecek ve elem verici bir azap var. 14. O gün (kıyamet günü) yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar çöküntü ile akıp giden kum yığınına döner. 15. Nasıl Firavun'a bir elçi göndermiş idiysek doğrusu size de, hakkınızda şahitlik edecek bir peygamber gönderdik. 16. Ama Firavun o peygambere ka... Devamı

72-el-CİNN SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 14:14:00

72-el-CİNN Mekke'de nâzil olmuştur: 28 (yirmisekiz) âyettir. Cinlerin Kur'an dinleyip hidayete geldikleri anlatıldığından, sûre bu ismi almıştır. Hz. Peygamber, amcası Ebu Talip ve eşi Hz. Hatice'yi kaybettikten sonra Tâif'e gitmiş, orada çirkin davranışlarla karşılaşmıştı. Bu sıralarda Kureyş müşrikleri de müslümanlara karşı düşmanlıklarını iyice arttırmış bulunuyorlardı. işte Tâif dönüşünde nâzil olarak Resûl-i Ekrem'e teselli veren bu sûre, yalnız insanların değil, cinlerin de Kur'an'a tâbi olduklarını bildiriyor, İslâm'ın muzafferiyetini müjdeliyordu. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. l. (Resûlüm!) De ki: Cinlerden bir topluluğun (benim okuduğum Kur'an'ı) dinleyip de şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: Gerçekten biz, hârikulâde güzel bir Kur'an dinledik . 2. Doğru yola iletiyor, ona iman ettik. (Artık) kimseyi Rabbimize asla ortak koşmayacağız. 3. Hakikat şu ki, Rabbimizin şânı çok yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir. 4. Doğrusu bizim beyinsiz olanımız (iblis veya azgın cinler), Allah hakkında pekaşırı yalanlar uyduruyormuş. 5. Halbuki biz, gerek insanlar gerekse cinler Allah hakkında asla yalan söylemezler, sanmıştık. 6. Şu da gerçek ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da, onların taşkınlıklarını arttırırlardı. 7. Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı. 8. Doğrusu biz (cinler), göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk. 9. Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek ... Devamı

71-NÛH SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 14:13:00

71-NÛH Mekke'de nâzil olmuştur; 28 (yirmisekiz) âyettir. Hz. Nuh'un ilâhî elçi olarak gönderilişi ve mücadeleleri anlatıldığından sûre bu ismi almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Kendilerine yakıcı bir azap gelmeden önce kavmini uyar, diye Nuh'u kendi kavmine gönderdik. 2."Ey kavmim dedi,ben sizin için açık bir uyarıcıyım" 3. "Allah'a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin." 4. "Ki Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)" Bilinmeli ki Allah'ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!" 5. (Sonra Nuh:) Rabbim! dedi, doğrusu ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim; 6. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı. 7. Gerçekten de, (imana gelmeleri ve böylece) günahlarını bağışlaman için onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni görmemek için) elbiselerine büründüler, ayak dirediler, kibirlendikçe kibirlendiler. 8. Sonra, ben kendilerine haykırarak davette bulundum. 9. Sonra, onlarla hem açıktan açığa hem de gizli gizli konuştum. 10. Dedim ki : Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır. 11. (Mağfiret dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin, 12. Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın. 13. Size ne oluyor ki, Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz? 14. Oysa, sizi t&uu... Devamı

70-el-MEÂRİC SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 14:12:00

70-el-MEÂRİC Mekke'de nâzil olan bu sûre, 44 (kırkdört) âyettir. Adını, üçüncü âyetindeki "el-meâric" kelimesinden almıştır. Meâric, "ma'rec"in çoğulu olup "yükselme dereceleri" demektir. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. l. Bir soran inecek azabı sordu: 2.İnkârcılar için;ki onu savacak yoktur, 3. Yükselme derecelerinin sahibi olan Allah katından. 4. Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar. 5. (Resûlüm!) Şimdi sen güzelce sabret. 6. Doğrusu onlar, o azabı (ihtimalden) uzak görüyorlar. 7. Biz ise onu yakın görmekteyiz. 8. O gün gökyüzü, erimiş maden gibi olur. 9. Dağlar da atılmış yüne döner. 10. Dost, dostu sormaz. 11. Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdindedir). Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, 12. Karısını ve kardeşini, 13. Kendisini koruyup barındıran tüm ailesini 14. Ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtarsın. 15. Fakat ne mümkün! Bilinmeli ki, o (cehennem) alevlenen bir ateştir. 16. Derileri kavurup soyar. 17. Yüz çevirip geri döneni, (kendine) çağırır! 18. (Servet) toplayıp yığan kimseyi!. 19. Gerçekten insan, pek hırslı (ve sabırsız) yaratılmıştır. 20. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. 21. Ona imkân verildiğinde ise pinti kesilir. 22. ... Devamı

69-el-HÂKKA SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 14:11:00

69-el-HÂKKA Mekke'de nâzil olan bu sûre, 52 (elliiki) âyettir. Adını, ilk âyetindeki "el-hâkka" kelimesinden almıştır. "Hâkka"ya değişik manalar verilmiştir. "Hak" kökünden geldiği için, hepsinde hak ve hakikat manası vardır. Daha çok "kıyamet" manası verilmektedir. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Gerçekleşecek olan; 2. (Evet) nedir o gerçekleşecek olan? 3. Gerçekleşecek olanın (kıyametin) ne olduğunu sen nereden bileceksin? 4. Semûd ve Ad kavimleri, kapılarını çalacak felâketi (kıyameti) yalan saymışlardı. 5. Semûd'a gelince: Onlar pek zorlu (bir sarsıntı) ile helâk edildiler. 6. Ad kavmi ise, uğultulu, kasıp kavuran bir fırtına ile mahvedildiler. 7. Allah onu, ardarda yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün. 8. Şimdi onlardan arda kalan bir şey görüyor musun? 9. Firavun, ondan öncekiler ve altı üstüne getirilen beldeler halkı (Lût kavmi) hep o günahı (şirki) işlediler. 10. Böylece Rablerinin peygamberlerine karşı geldiler, O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi. 11. Şüphesiz, su bastığı vakit sizi gemide biz taşıdık; 12. Onu sizin için bir ibret ve öğüt yapalım ve belleyici kulaklar onu bellesin diye. 13. Artık Sûr'a bir tek defa üflendiği, 14. Yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine tek çarpışla çarpılıp darmadağın edildiği zaman, 15. işte o gün olacak olur (k... Devamı

68-el-KALEM SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 14:11:00

68-el-KALEM Mekke'de nâzil olmuştur, 52 (elliiki) âyettir. "Nûn" sûresi diye de anılır. Adını ilk âyetindeki "kalem" kelimesinden alır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına andolsun ki, 2.Sen -Rabbinin nimeti sayesinde- mecnun değilsin. 3. Hiç şüphesiz senin için bitip tükenmeyen bir mükâfat vardır. 4. Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin. 5. (Sen de) göreceksin, onlar da görecekler, 6. Hanginizde delilik olduğunu yakında . 7. Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi en iyi bilendir, hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur. 8. O halde, (hakikati) yalan sayanlara boyun eğme! 9. Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar. 10.Şunların hiçbirine itâat etme :yemin edip duran,aşağılık, 11.(Herkesi) kötüleğen,söz götürüp getiren, 12. Hayra engel olan, mütecâviz ve saldırgan günahkar, 13.Kaba ve kötülükle damgalı, 14.Mal ve oğullar sahibi olmuş diye (böyle yolunu şaşırmış) 15. Ona âyetlerimiz okunduğu zaman o, "Öncekilerin masalları!" der. 16. Biz yakında onun burnuna damga vuracağız (kibirini kırıp rezil edeceğiz). 17. Biz, vaktiyle "bahçe sahipleri" ne belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi. 18 Onlar istisna da etmiyorlardı. 19. Fakat onlar daha uykudayken Rabbinin katından (gönderilen) kuşatıcı b... Devamı

67-el-MÜLK SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 14:10:00

67-el-MÜLK  Mekke'de nâzil olmuştur; 30 (otuz) âyettir. Adını, birinci âyetinde geçen "el-mülk" kelimesinden almıştır. Ayrıca Tebâreke, Münciye, Mücâdele, Mâni'a, Vâkiye adları ile de anılır. Bu sûreyi her gece okuyanın, pek büyük sevaba nâil olacağına ve sûrenin faziletlerine dair hadisler vardır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Mutlak hükümranlık elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter. 2. O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır. 3. O ki, birbiri ile âhenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahmân olan Allah'ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun? 4. Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir. 5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık. 6. Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. O, ne kötü dönüştür! 7. Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler. 8. Neredeyse cehennem öfkesinden çatlayacak! Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekçileri onlara: Size, (bu azap ile) korkutucu bir peygamber gelmemiş miydi? diye sorarlar. 9. Onlar şöyle cevap verirler: Evet, doğrusu bize, (bu azap ile) korkutan bir peygamber gelmişti; fakat biz (onu) y... Devamı

58-el-MÜCÂDELE SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 14:00:00

58-el-MÜCÂDELE Medine'de inmiştir; 22 (yirmiiki) âyettir. Adını, ilk âyetinde geçen "tecâdilü" kelimesinden alır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikâyette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir. Allah, sizin konuşmanızı işitir. Çünkü Allah işitendir, bilendir. 2. İçinizden zıhâr yapanların kadınları, onların anaları değildir. Onların anaları ancak kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar çirkin bir laf ve yalan söylüyorlar. Kuşkusuz Allah, affedicidir, bağışlayıcıdır. 3. Kadınlardan zıhâr ile ayrılmak isteyip de sonra söylediklerinden dönenlerin karılarıyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavuşturmaları gerekir. Size öğütlenen budur. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. 4. (Buna imkân) bulamayan kimse, hanımıyla temas etmeden önce ardarda iki ay oruç tutar. Buna da gücü yetmeyen, altmış fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah'a ve Resûlüne inanmanızdan dolayıdır. Bunlar Allah'ın hükümleridir. Kâfirler için acı bir azap vardır. 5. Allah'a ve Resûlüne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Biz apaçık âyetler indirmişizdir. Kâfirler için küçük düşürücü bir azap vardır. 6. O gün Allah onların hepsini diriltecek ve yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah onları bir bir saymıştır. Onlar ise unutmuşlardır. Allah her şeye şahittir. 7. Göklerde ve yerde olanları Allah'ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişinin gizli konuştuğu yerd... Devamı

57-el-HADÎD SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 13:59:00

57-el-HADÎD Medine'de inmiştir; 22 (yirmiiki) âyettir. Adını, ilk âyetinde geçen "tecâdilü" kelimesinden alır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, azîzdir, hakîmdir. 2. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. O, diriltir, öldürür. O, her şeye gücü yetendir. 3. O ilktir, sondur, zahirdir, batındır. O, her şeyi bilendir. 4. O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'ın üzerine istivâ edendir. Yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür. 5. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Bütün işler ancak O'na döndürülür. 6. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. O, kalplerde olanı bilir. 7. Allah'a ve Resûlü'ne iman edin. Sizi, üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden harcayın. Sizden iman edip de (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük mükâfat vardır. 8. Peygamber sizi, Rabbinize iman etmeye çağırdığı halde niçin Allah'a inanmıyorsunuz? Halbuki O, sizden kesin söz de almıştı. Eğer inanırsanız. 9. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indiren O'dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir. 10. Ne oluyor size ki, Allah yolunda harcamıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Elbette içinizden, fetihten önce harcayan ve savaşanlar, daha sonra harcayıp savaşanlara eşit değild... Devamı

56-el-VÂKIA SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 13:57:00

56-el-VÂKIA Arapça'da demir anlamına gelen "hadid" kelimesiyle isimlenen ve demirin önemine işaret ettiği için bu adı alan sûre Medine'de inmiştir. 29 (yirmidokuz) âyettir. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. l. Kıyamet koptuğu zaman, 2. Ki onun oluşunu yalanlayacak hiçbir kimse yoktur; 3. O, alçaltıcı, yükselticidir. 4. Yer şiddetle sarsıldığı, 5. Dağlar parçalandığı, 6. Dağılıp toz duman haline geldiği, 7. Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman, 8. Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere! 9. Soldakiler, ne bahtsızdırlar onlar! 10. (Hayırda) önde olanlar, (ecirde de) öndedirler. 11. İşte bunlar, (Allah'a) en yakın olanlardır, 12. Naîm cennetlerinde . 13. (Onların) çoğu önceki ümmetlerden, 14. Birazı da sonrakilerdendir. 15. Cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler, 16. Onların üzerlerinde karşılıklı olarak oturup yaslanırlar. 17. Çevrelerinde, (hizmet için) ölümsüz gençler dolaşır; 18. Maîn çeşmesinden doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle. 19. Bu şaraptan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir. 20. (Onlara) beğendikleri meyveler, 21. Canlarının çektiği kuş etleri, 22. İri gözlü hûriler, 23. Saklı inciler gibi. 24. Yaptıklarına karşılık olarak (verilir). 25. Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler. 26. Söylenen, yalnızca "selâm, selâm" dır. 27. Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere! 28. D&uu... Devamı

55-er-RAHMÂN SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 13:56:00

55-er-RAHMÂN Mekke'de inmiştir. 78 (yetmişsekiz) âyettir. İlk kelime olan "er-rahmân" sûreye ad olmuştur. Bu sûrede Allah'ın nimetleri sayılır. Bunlar sayılırken bütün şuurlu varlıklara hitaben "O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz?" anlamına gelen ayet sık sık tekrar edilir. Mekke'de inmiştir: 96 (doksanaltı) âyettir. Adını ilk âyetinde geçen ve kıyamet olayını ifade eden "vâkıa" kelimesinden almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Çok merhametli(Allah) 2. Kur'an'ı öğretti. 3. İnsanı yarattı. 4. Ona açıklamayı öğretti. 5. Güneş ve ay bir hesaba göre (hareket etmekte) dir. 6. Bitkiler ve ağaçlar secde ederler. 7. Göğü Allah yükseltti ve mîzanı (dengeyi) O koydu. 8. Sakın dengeyi bozmayın. 9. Ölçüyü adaletle tutun ve eksik tartmayın. 10. Allah, yeri canlılar için yaratmıştır. 11. Orada meyveler ve salkımlı hurma ağaçları vardır. 12. Yapraklı daneler ve hoş kokulu bitkiler vardır. 13. O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? 14. Allah insanı, pişmiş çamura benzeyen bir balçıktan yarattı. 15. Cinleri öz ateşten yarattı. l6. O halde, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? 17. (O,) iki doğunun ve iki batının Rabbidir. 18. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? 19. İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir. 20. Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmazlar. 21. O halde Rabbinizin nimetlerinden h... Devamı

54-el-KAMER SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 13:55:00

54-el-KAMER Ayın yarılması mucizesi bu sûrede anlatılır. Onun için bu adı almıştır. Mekke'de inmiştir, 55 (ellibeş) âyettir. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. 2. Onlar bir mucize görürlerse hemen yüz çevirirler ve: Eskiden beri devam edegelen bir büyüdür, derler. 3. Yalanladılar ve kendi heveslerine uydular. Halbuki her işin ulaşacağı yeri vardır. 4. Andolsun onlara, kötülükten önleyecek nice önemli haberler gelmiştir. 5. Bu büyük bir hikmettir. Fakat (yüz çevirene) uyarılar ne fayda verir! 6. Çağıranın görülmemiş bir şeye çağırdığı gün, sen de onlardan yüz çevir. 7. Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde kabirlerden çıkarlar. 8.Dâvetçiye koşarlarken o esnada kâfirler: Bu, çok çetin bir gündür! derler. 9. Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanladı, hem de kulumuzun yalancı olduğunda ısrar ederek: O, delirdi, dediler. Ve (Nuh, davetten vazgeçmeye) zorlandı. 10. Bunun üzerine, Rabbine: Ben yenik düştüm, bana yardım et! diyerek yalvardı. 11. Biz de derhal nehir gibi devamlı akan bir su ile göğün kapılarını açtık. 12. Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık. (Her iki) su, takdir edilmiş bir işin olması için birleşmişti. 13. Nuh'u da tahtalardan yapılmış, çivilerle çakılmış gemiye bindirdik. 14. İnkâr edilmiş olana (Nuh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu. 15. An... Devamı

53-en-NECM SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 13:54:00

53-en-NECM  Mekke'de inmiştir. 49 (kırkdokuz) âyettir. Adını, birinci âyette geçen ve üzerinde Hz. Musa'ya Tevrat'ın indiği, böylece onun ilâhi hitaba mazhar olduğu Tûr dağından almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Battığı zaman yıldıza andolsun ki; 2.Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı. 3.O,arzusuna göre de konuşmaz. 4. O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir. 5. Çünkü onu güçlü kuvvetli biri (Cebrail) öğretti. 6. Ve üstün yaratılışlı(melek), doğruldu: 7. Kendisi en yüksek ufukta iken. 8. Sonra (Muhammed'e) yaklaştı,(yere doğru)sarktı. 9. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu. 10.Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi. 11.(Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı. 12. Onun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız? 13. Andolsun onu, önceden bir defa daha görmüştü, 14.Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında . 15. Cennetü'l-Me'vâ da onun yanındadır. 16. Sidre'yi kaplayan kaplamıştı. 17. Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı. 18. Andolsun o, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü. 19. Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ'yı? 20. Ve üçüncüleri olan ötekini, Menât'ı. 21. Demek erkek size, dişi O'na öyle mi? 22. O zaman bu, insafsızca bir taksim! 23. Bunlar (putlar), sizin ve atalarınızın taktığı i... Devamı

52-et-TÛR SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 13:53:00

52-et-TÛR Mekke'de inmiştir. 49 (kırkdokuz) âyettir. Adını, birinci âyette geçen ve üzerinde Hz. Musa'ya Tevrat'ın indiği, böylece onun ilâhi hitaba mazhar olduğu Tûr dağından almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.Tûr'a, andolsun ki, 2.Satır satır yazılmış Kitab'a, 3.Yayılmış ince deri üzerine, 4 Beyt-i Ma'mûr'a, 5.Yükseltilmiş tavana(göğe), 6.Kaynatılmış denize (bunlara andolsun ki), 7.Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır. 8.Ona engel olacak hiçbir şey yoktur. 9.O gün gök sallanıp çalkalanır. 10.Dağlar yürüdükçe yürür. 11.Yalanlayanların vay haline o gün! 12.Ki onlar daldıkları bâtıl içinde oyalanıp duranlardır. 13.O gün cehennem ateşine itilip atılırlar : 14. "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur!" denilir. 15. Bir büyü müdür bu, yoksa görmüyor musunuz? 16. Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık sizin için birdir. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığına çarptırılacaksınız. 17. Şüphesiz (kötülüklerden) korunanlar cennetlerde ve nimet içindedirler. 18. Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefâ sürerler, (Zira) Rableri onları, cehennem azabından korumuştur. 19. Onlara: Yaptıklarınıza karşılık âfiyetle yeyin,için (denilir). 20." Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak"Onları,ceylan gözlü hûrilerle evlendirmişizdir: 21. İman eden ve soylarından gelenlerde, imanda kendilerine tâbi olanlar (var ya)! İş... Devamı

51-ez-ZÂRİYÂT SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 13:53:00

51-ez-ZÂRİYÂT Mekke'de inmiştir. 60 (altmış) âyettir. İlk âyette geçen ve "rüzgârlar" anlamına gelen "zâriyât" kelimesi, sûrenin adı olmuştur. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Tozdurup savuranlara, 2.Yükünü yüklenenlere, 3.Kolayca süzülenlere, 4.İşleri ayıranlara andolsun ki, 5.Size vâdedilen, kesinlikle doğrudur. 6.Ve ceza mutlaka vuku bulacaktır. 7. İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki, 8.Siz çelişkili sözler söylüyorsunuz. 9.Ondan (Kur'an'dan veya imandan) dönen döndürülür (engellenmez). 10. Kahrolsun o koyu yalancılar! 11. Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir. 12. Ceza gününün ne zaman olduğunu sorarlar. 13. O gün onlar ateşe sokulacaklardır. 14. Azabınızı tadın! Acele gelmesini beklediğiniz şey budur işte! (denir.) 15. Şüphesiz ki Allah'a isyandan sakınanlar, cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar. 16. Rablerinin kendilerine verdiğini alarak . Kuşkusuz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardı. 17. Geceleri pek az uyurlardı. 18. Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi. 19. Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı. 20. Kesin olarak inananlar için yeryüzünde âyetler vardır. 21. Kendi nefislerinizde de öyle. Görmüyor musunuz? 22. Semada da rızkınız ve size vâdedilen başka şeyler vardır. 23. Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konuşmanız... Devamı

50-KAF SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 13:52:00

50-KAF  Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Kaf. Şerefli Kur'an'a andolsun. 2. Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da, kâfirler şöyle dediler: "Bu şaşılacak bir şeydir." 3. "Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirileceğiz)? Bu, akla uzak bir dönüştür." 4. Biz, toprağın onlardan neleri eksilttiğini kesinlikle bilmekteyiz. Yanımızda o bilgileri koruyan bir kitap vardır. 5. Bilakis onlar, hak kendilerine gelince yalanladılar. Şimdi onlar şaşırmış bir haldedirler. 6. Üstlerindeki göğe bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmiş ve nasıl donatmışız! Onda hiçbir çatlak da yok. 7. Yeryüzünü de döşedik ve ona sabit dağlar koyduk. Orada gönül açan her türden (bitkiler) yetiştirdik. 8. Allah'a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ibret vermek için (bütün bunları yaptık). 9. Gökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek daneler bitirdik. 10. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik. Ve o su ile ölü toprağa can verdik. İşte hayata yeniden çıkış da böyledir. 11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik. Ve o su ile ölü toprağa can verdik. İşte hayata yeniden çıkış da böyledir. 12. Onlardan önce Nuh kavmi, Res halkı ve Semûd da yalanlamıştı. ... Devamı

49-el-HUCURÂT SURESİ KURAN MEALİ VE İNDİRİLİŞİ

2010-01-25 13:50:00

49-el-HUCURÂT Bu sûrede müminlere bazı görgü kuralları, Peygamber'e ve birbirlerine karşı nasıl davranacakları öğretilmektedir. Medine'de inmiştir. 18 (onsekiz) âyettir. Adını, dördüncü âyetteki "odalar" anlamına gelen "hucurât" kelimesinden alır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Ey iman edenler! Allah'ın ve Resûlünün önüne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir. 2. Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber'e yüksek sesle bağırmayın; yoksa siz farkına varmadan amelleriniz boşa gidiverir. 3. Allah'ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz Allah'ın kalplerini takvâ ile imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır. 4. (Resûlüm!) Sana odaların arka tarafından bağıranların çoğu aklı ermez kimselerdir. 5. Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir. 6. Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz. 7. Hem bilin ki, içinizde Allah'ın elçisi vardır. Şayet o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize sindirmiştir. Küfrü, fıskı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır. 8. Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. A... Devamı